Saglik - Efrâdını câmi, Ağyârını mâni..... - Blogcu



Demirli mama IQ'yu 11 puan düşürüyor

 

Demir takviyeli mama alan sağlıklı bebeklerde mental gelişme ve IQ kötü etkileniyor. Dünya Pediatri Birliği gerek olmaksızın demir katkılı mamalar kullanılmaması için uyarıda bulundu. Tıp dünyasında bugüne kadar bilinenleri alt üst eden çalışma Pediatrik Akademik Birliği ve Asya Pediatrik Araştırma Birliği'nin toplantısında yayınlandı. Referans yayın olarak kabul edildi ve bütün dünyadaki çocuk hekimlerine gönderildi.

ARAŞTIRMA BAŞKANI ŞAŞKIN
Araştırma için 494 Şilili çocuk yaklaşık 10 yıl boyunca izlendi. Çocuklar, 10 yaşına geldiklerinde yüksek demirli mamalarla beslenenlerin IQ'larının tam 11 puan daha düşük çıktığı ortaya çıktı. Araştırmanın başkanlığını yapan Michigan Üniversitesi Ann Arbor Üniversitesi'nde Çocuk Hastalıkları Profesörü olan Betsy Lozoff, "Sonuçlar beni de çok şaşırttı. Çünkü ben normalde demir kullanılmasını düşünen biriydim. Bütün ömrüm boyunca bunu destekledim" diye itirafta bulundu.

Araştırmaya katılan çocukların 6 aylıktan 10 yaşına kadar hemoglobin seviyeleri düzenli olarak ölçüldü. Hemoglobinin az olması demir eksikliğini gösteriyordu. Demir oranlarında hiçbir eksikliğe rastlanmadı. Bu sırada hareket kabiliyetleri, hafıza, okuma, aritmetik yetenekleri izlemeye alındı. Demirle kuvvetlendirilmiş mama alan çocuklar ile diğer çocuklar karşılaştırmalı olarak kaydedildi.

GELİŞİMSEL SORUNLAR...
10 yaşına geldiklerinde az demirle beslenen çocukların gelişimleri her alanda daha iyi sonuçlar verirken yüksek demirle beslenenlerin IQ alanlarında daha düşük skorlar elde edildi. Üstelik araştırma kanlarında hiç demir ihtiyacı olmadan yüksek demirli mamalarla beslenen çocuklarda IQ sonuçlarının daha da kötü olduğunu kanıtladı.

Çalışma, 12 miligram/litre demirle kuvvetlendirilmiş mamalarla beslenen çocuklarda gelişimsel sorunların ortaya çıkabileceğini iddia ediyor. 6.7 miligram/litrenin altında demir içeren mamalar düşük demir formüllü olarak kabul ediliyor. Demirle kuvvetlendirilmemiş mamaların içinde ise 1.5 miligram/litrenin altında demir bulunuyor. Yüksek demir katkılı mamalar başta ABD olmak üzere birçok ülkede yaygın olarak kullanılıyor.

'Mamaların çoğunda bu tip katkılar var'

Pediatri Birliği Başkanı Prof. Dr. Murat Tuncer: Bu çalışma referans niteliğindedir. Amerikan Pediatri Derneği tarafından bu konuyla ilgili bilgiler tüm birimlere gönderildi. Son durum bize, gereği olmadan çocuklara hiçbir şey vermemek gerektiğini gösteriyor. Mamaların çoğunda bu tip katkılar var üstelik bunları reklam unsuru olarak kullanıyorlar. Hiçbir mama anne sütünü tutmaz. Mamalar önemli ilaçlar gibidir, dikkat etmek gereklidir. Ama Türkiye'de ne yazık ki çocuk mamaları Sağlık Bakanlığı'nın değil Tarım Bakanlığı'nın denetiminde. Belki de bu durum yeniden düzenlenmeli. Çocukların sağlığını bozucu ekler içlerinden çıkartılmalı. Ben sütü olmayan annelerin çocuklarına inek sütü öneriyorum.

SABAH


 


glitter-graphics.com

Yorum (yok) Yorum yaz!

Göz: Ruhun Penceresi

 

Göz: Ruhun Penceresi

 

GÖZÜMÜZÜN 600 bin sinirle beyne bağlı olduğunu biliyor musunuz? Ya da aynı anda 1.5 milyon mesaj alıp bunları düzenlediğini ve saatte 500 km'lik hızla beyne gönderdiğini… Örneğin siz bu sayfaya bakarken gözünüzden beyninize doğru saatte 500 km hızla bir elektrik akımı ilerlemektedir. Akım iletildiğinde siz de satırları okumaya başlarsınız.

Peki hiç düşündünüz mü, tek bir noktaya bakarken birbirinden farklı yüzlerce detayı nasıl görebiliyorsunuz? İnsan günlük hayatın koşuşturmacası içinde bunları düşünmezken, göz bütün bu noktalardan gelen mesajları değerlendirmekte, birbirlerinden ayırt etmekte ve her birini beyne iletmektedir.

Gözlerimizin bize son derece kaliteli bir görüntü sundukları da unutulmaması gereken bir konudur. Örneğin elimizdeki dergi bize oldukça yakın olduğu için bu görüntüyü çok net algılarız, ama aynı anda arka planda gördüğümüz manzara çok uzak olmasına rağmen bu görüntüyü de aynı netlikte görürüz. İşte gözlerimizin ulaştığı bu netliği hiçbir televizyon, hiçbir kamera sağlayamamakta, hiçbir teknoloji insana kendi gözünün görüş mükemmelliğini ve görüş hızını sunamamaktadır. İnsanın doğuştan sahip olduğu bu büyük nimet, her şeyi en ince detaylarıyla birlikte mükemmel bir şekilde yaratan Allah'ın (C.C) bir ikramıdır.

Gözün sahip olduğu muazzam özellikler burada saymakla bitmeyecek kadar çoktur. Hassas bir yağlama sistemi de gözün sahip olduğu önemli bir özelliktir. Bu sistem, günde yaklaşık yüz bin defa dört ayrı yöne dönen gözün bu hareketler sonucu yıpranmasını engellemektedir.

Allah bir ayetinde insana verdiği bu nimetini şöyle hatırlatmaktadır:

"De ki: "Sizi inşa eden (yaratan), size kulak, gözler ve gönüller veren O'dur. Ne az şükrediyorsunuz?" (Mülk Suresi, 23)

Gözlerimizin daimi koruyucuları: Göz kapakları

Peki dünya ile bağlantı kurmamıza vesile olan gözlerimizi koruyan göz kapaklarımız hakkında ne kadar bilgiye sahibiz? Göz kapaklarımızın birçok hayati görevinin olduğunu, örneğin konjonktiva ve korneayı her an belli bir nem oranında tuttuklarını biliyor muyuz? Gerektiğinde göz yuvasının üzerini sıkıca örten göz kapaklarımızın bizler için önemini ne kadar sıklıkla düşünüyoruz?

Göz kapağı kavisli göz üzerine kusursuzca kapanan bir mekanizmaya sahiptir. Bu mükemmel uyum sayesinde göz kapağının açılıp kapanması esnasında gözün ön yüzeyinde temas edilmeyen hiçbir nokta kalmaz. Eğer göz kapağı gözü bu kadar mükemmel bir şekilde sarmasaydı, kalan boşluklardaki yabancı maddelerin temizlenmesi mümkün olmayacaktı.

Ayrıca, bilindiği gibi, göz kapağının derisi vücudun diğer kısımlarına göre çok daha incedir. Göz kapağı derisinin alt tabakası yağsız ve gevşektir. Bu sayede kan bu bölgede kolay toplanır. Eğer göz kapağının derisi kalın ve yağlı bir yapıda olsaydı, hiç kuşku yok, gözlerin açılıp kapanması oldukça zor bir işlem olurdu.

Gözün açılıp kapanma esnasında göz kapağının içinde bulunan özel bir bezden salgılanan yağlı bir salgı kapakların birbirlerine yapışmalarını engeller. Bu sayede göz kapakları kayganlık elde eder ve bizler gün içinde binlerce kez gözlerimizi kırparken bu işlemin farkında bile olmayız. İşte bizim farkında bile olmadan yaptığımız bu hareket sayesinde gözlerimiz yoğun ışık temasından ve yabancı maddelerden korunmaktadır.

Peki ya gözlerimizi kırpmamız mümkün olmasaydı ne olurdu? Şüphesiz gözlerimizin içi toz dolar, bu da gözlerimizin mikrop kapmasına yol açardı. Ayrıca gözlerimiz tamamen temizlenemediğinden puslu, bulanık bir görüntü meydana gelirdi.

Göz kapağının uyurken kapalı durması da Allah’ın (C.C) insan üzerindeki çok büyük bir rahmetidir. Eğer göz kapağı uyurken kapanmasaydı, gözler göz kapağının altındaki kılcal kan damarlarıyla beslenemeyecek ve giderek yıpranacaktı.

Kornea adı verilen gözün önündeki şeffaf tabaka, vücutta kan damarlarının geçmediği tek bölgedir. Dış dünyayı bu sayede berrak bir şekilde görebiliriz. Bu dokunun düzenli beslenmesi de, göz kapağının uyku esnasında kornea tabakasını sarması ile birlikte mümkün olabilmektedir.

Peki, hiç düşündünüz mü, insan, göz kapağı olmadan uyuyabilir miydi? Kuşkusuz göz kapağı olmadan uyumak insan için son derece zor bir işlem olurdu. Uyuyabilmek için karanlık bir odaya ihtiyaç olacak, gündüzleri ise uyumak mümkün olmayacaktı. Öte yandan uyku esnasında açık kalan gözler, her türlü dış etkiye karşı savunmasız kalacaklardı.

Kirpikler: Estetik bir koruma

Göz kapağının sınırından çıkan kirpikler toz veya yabancı bir madde göze temas ettiğinde refleks olarak gözü korurlar.

Kirpikler düzgün, yumuşak ve yukarı doğru hafifçe kıvrıktırlar. Bu şekil, estetik olmanın yanı sıra son derece kullanışlıdır. Zeis adlı bezlerin salgıladıkları yağlı bir salgı ile kirpikler yağlanır, kavisli elastik bir yapı kazanırlar. Eğer bu detay var olmasaydı, kirpikler son derece sert olacak, her göz kırpmada yoğun rahatsızlık veren bir karışma ve takılma hissedilecekti.

Bilim adamlarının

taklit ettikleri gözyaşı

Günümüzde bilim adamları doğadaki malzemelerin ya da canlıların yapısını incelemekte ve bunları çalışmalarında örnek olarak kullanmaktadırlar. Doğada bulunan materyallerin sağlamlık, hafiflik, esneklik gibi özellikleri veya sahip oldukları kimyasal özellikler bilim adamlarını bu materyallerin yapısını örnek almaya yöneltmiştir. Yalnızca “sıradan bir tuzlu su” sanılan gözyaşı da bu malzemelerden biridir. Nitekim gözyaşı son derece özel bir sıvıdır. En önemli görevlerinden biri de gözü mikroplara karşı korumaktır. İçinde bulunan "lizozim" enzimi birçok bakteri türünü parçalayabilme ve mikrop öldürme özelliğine sahiptir. Lizozim sayesinde göz, enfeksiyonlardan korunur. Ne var ki bu madde, binaları mikroplardan temizlemek için kullanılan kuvvetli dezenfektanların içeriğindeki maddelerden bile daha etkilidir. Peki böylesine güçlü bir dezenfektan, göz gibi hassas bir organa nasıl hiçbir zarar vermemekte, aksine göze mükemmel bir koruma sağlamaktadır?

Bu da, Allah’ın (C.C) üstün yaratışındaki mükemmel bir ayrıntıdır. Açıkça fark edilebileceği gibi, gözyaşı gözün kimyasal yapısına en uygun şekilde yaratılmıştır. Yaratılışın her noktasında mevcut olan muhteşem uyum, gözyaşında da görülmektedir.


glitter-graphics.com

Yorum (yok) Yorum yaz!

Zeytinyağı Mucizesi

 

Zeytinyağı Mucizesi

 

ZEYTİN, Kur’an-ı Kerim’de birçok defa zikredilir ve insanlara çeşitli faydalar sağladığı kaydedilerek, bunda düşünen kimseler için ders olduğu hatırlatılır (Abese 29, Nahl 10). Tin sûresine ise incir ve zeytine yeminle başlanması dikkat çekicidir.

Hakikaten zeytin, yaprağından yağına kadar şaşırtıcı ve hayranlık verici pek çok özelliğe sahiptir.

Kurak iklimlerde ve sığ topraklarda dahi hayatta kalabilen zeytin ağacı sert ve dayanıklıdır. Kesimden sonra yeniden hayata dönebilme özelliğiyle 3000 yıl yaşayabilme kapasitesine sahiptir. Bir ağaç öldüğünde kökünden yeni ağaç filizlenmeye başlar.

Zeytinin ve zeytinyağının sağlığımıza sayısız faydalar kattığını biliyoruz. Yemeklere verdiği o nefis lezzetin yanı sıra, bu narin meyve ve yağ; kolesterolü düşürür, kalp hastalıklarını, kireçlenmeyi ve barsak hastalıklarını önler.

Bunların yanında zeytinyağını gerek yemeklerde kullanmanın gerekse içmenin (kaşıkla veya bardakla) ihtiva ettiği A, D, K ve E vitaminleri sayesinde yaşlanmayı geciktirdiği bilinir. Zeytinyağı kalp atışlarının düzenlenmesine ve hücrelerin yaşlanmasını geciktirmeye yardım eden antioksidan maddeler içerir. Sindirime yardımcı olur, kabızlığı ve hemoroid (basur) hastalığını önler. Vücuda kalsiyum alınışını kolaylaştırır. Cildin hem görünüşünü hem de yapısını güzelleştirir. Ayrıca kanser riskini azaltır, yüksek tansiyonu düşürür.

Zeytinyağı dıştan sürmekle de pekçok faydalar verir. Tam bir zeytinyağı sevdalısı olan Amerikalı yazar Carol Firenze, tecrübelerini “Zeytinyağı Tutkusu” (Ledo Yayıncılık 2007) adlı kitabında bir araya getirmiş. “Rengine, tadına, kıvamına, çeşidine, mistikliğine, kokusuna, her yerde kullanılabiliyor olmasına; kısacası her şeyine hayranım” diye başladığı kitabında zeytinyağı ile hayatı güzelleştirmenin 101 yolunu anlatmış.

İşte Firenze’nin sözünü ettiği zeytinyağını dıştan sürmekle elde edilen faydalardan bazıları:

• Cilde ve saça inanılmaz güzellik katar. Kuru cildi canlandırır, kırışıklıkları azaltır. Zeytinyağı cildi yumuşatır ve esnek, pürüzsüz bir görünüm verir.

• Uzun süre ayakları üzerinde kalanlar için müjde: Zeytinyağı yorgun ayakları dinlendirir ve canlandırır. Zeytinyağının mükemmel yumuşatma ve nemlendirme kapasitesi vardır. Çatlak ve kuru ayakları tedavide birebirdir.

• Vücut masajı zeytinyağı ile yapıldığında kan dolaşımını artırır ve dokulara oksijen taşır.

• Zeytinyağı sabunu doğal, saf bir temizleyicidir ve vücudu nemlendirir. Yumuşatıcı ve rahatlatıcı etkisi sayesinde cildi ve saçları temizlerken yumuşatır, nemlendirir. Aynı zamanda her tür hassas cilt için bile güvenlidir.

• Zeytinyağı traş edilecek bölgeyi yumuşatma ve rahatlatmada birebirdir.

• Kurumuş ve çatlamış dudak için merhem olarak kullanılabilir.

• Kurumuş saçların dayanıklılığını ve esnekliğini artırır.

• Saçtaki kepeği ve dökülmeyi engeller. Saçı parlatır.

• Tırnakları güzelleştirir ve güçlendirir.

• Banyo suyuna katıldığında canlandırır ve yumuşaklık sağlar.

• Zeytinyağı ile doğum çatlakları azaltılabilir.

• Emzirenler için en iyi göğüs ucu bakımı zeytinyağı ile yapılır.

• Bebeklerin poposundaki pişiğe ve başlarındaki konak problemlerine çok iyi gelir.

• Bebeğe zeytinyağı ile uygulanan masaj sağlıklı ve canlandırıcıdır.

• Ellerdeki, derideki veya saçtaki boyayı çıkarmakta kullanılır.

• Soğuktan donmaya karşı koruyucudur.

• Kesiklerde ve su toplanmasında faydalıdır. Acılı güneş yanıklarında kızarmış deri zeytinyağı ile ovularak rahatlatılabilir.

• Kuru ve çatlak ciltlere yararlıdır.

• Kas kramplarını tedavi eder.

• Sivrisinekler zeytinyağı sürülmüş cildi ısırmazlar.

• Keneleri etkisiz hale getirir.

Peygamberimiz (sav) “Zeytinyağı yiyin ve onunla yağlanın! Zeytinyağıyla tedavi olun! Çünkü o, bereketi bol ve mübarek bir ağacın meyvesinde çıkartılmaktadır” buyurmuştur. Hadiste zeytinyağını sadece yememiz değil sürülmemiz de ayrıca tavsiye edilmiştir. Biz söz konusu kitaptan yalnızca sürülmekle istifade edilen hususların bazılarını sıraladık.

Aradan 14 asır geçmesine ve kozmetik olarak binbir türlü merhem, jel ve likit ortaya çıkmasına rağmen, zeytinyağı yine revaçtadır, üstelik değeri giderek daha da artmaktadır.

 


glitter-graphics.com

Yorum (1) Yorum yaz!

myspace backgrounds
Myspace Backgrounds